26 Aralık 2016 Pazartesi

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ

Size biraz okuduğum okuldan bahsedeyim. 2014 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümüne yerleştim. Bu bölüme kendi isteğimle geldim ve pişman değilim. Şu an 3.Sınıf öğrencisiyim.
 


Okulda ki hocalarımız o kadar anlayışlı ki. Bir sıkıntınız olduğunda konuşabileceğiniz, bize her konu da yardımcı olabilecek hocalarımız var. Bizi sürekli proje yapmaya, yeni bir şeylerle uğraşmamız için teşvik ediyorlar. 


Ben hep ılıman iklimi olan şehirlerde yaşadığım için Kayseri'nin soğuğuyla karşılaştığımda nerden geldiğimi şaşırdım resmen. Yani aşırı ama aşırı soğuk.☃ Eğer bu üniversiteye gelmeyi düşünüyorsanız en kalın kıyafetlerinizi, atkı, bere ne varsa hepsini toplayın gelin.

25 Aralık 2016 Pazar

SENDEN ÖNCE BEN (ME BEFORE YOU)

Zengin çocuk fakir kız klişesiyle bu filmde her ne kadar karşılaşsak da türünün iyilerinden diyebileceğimiz bir film. Jojo Moyes' un 2012 yılında yayınladığı roman ile aynı adı taşır, romandan esinlenilmiştir.


Filmin konusu şu şekildedir:

"Soylu bir İngiliz ailenin genç, yakışıklı ve başarılı oğlu olan Will Traynor bir trafik kazası geçirerek felç olur ve tekerlekli sandalyeye mahkum kalır. Sadece boynundan yukarısını hareket ettirebilen Will yine de şanslıdır çünkü kasabadaki şatoya da sahip olan gayet varlıklı ailesi ona çok iyi bakmaktadır. Yaşadıkları ev, arabaları ve sahip oldukları her şey Will’in rahatça kullanabilmesi ve hayatına devam etmesi için yeniden tasarlanmıştır. Bu esnada kasabada yaşayan Louisa Clark ailesine destek olmak için iş aramaktadır. Rengarenk giyinen, neşeli, hayat dolu ve pırlanta gibi bir kalbi olan Louisa Will’e hasta bakıcılık yapmak için Traynor ailesinin yanında işe başlar. Geçirdiği kaza ve düştüğü durum yüzünden hayata küsmüş olan asık suratlı, aksi Will ile başlarda anlaşamasa da zaman geçtikçe ikilinin arasındaki buzlar çözülür. Yıllar sonra Will’i güldürmeyi başlayan Lou, 6 ay sürecek bir iş anlaşması yaptığını düşünürken yanıldığını Will’e aşık olunca anlar. Will de bu aşka karşılık verir. Üstelik bu kez zengin çocuğun ailesi de problem yaratmaz ancak ortada çok daha büyük bir engel vardır: Will hayatıyla ilgili bambaşka kararlar vermiştir ve aşk bu kararlarla mücadele edip büyük bir savaş vermek zorunda kalır. "


Game Of Thrones dizisinde ejderhaların annesi olarak izlediğimiz Emilia Clark, bu kez bambaşka bir rolde. Fakir, hem güzel hem de iyi kalpli rolde. Aslında diziyi izledikten sonra filmde ki rolü bana çok garip geldi. Belki de Game Of Thrones' daki rolüyle onu bütünleştirdiğim için bana farklı geldi. Ama asla kötü demiyorum. Modern zamanda bir peri masalı filmi, izlemek isterseniz buyrun izleyin.
 

24 Aralık 2016 Cumartesi

CAN DOSTUM

Bu zamana kadar izlediğim en iyi "gerçek bir hayat hikayesinden uyarlama" ve beni derinden etkileyen bir film oldu Can Dostum. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle izledim. 2011 yapımı Fransız filmidir.

 

Yamaç paraşütü kazası sonrası boynundan aşağısı felç olan bir adam ile kendisine yardımcı olması adına işe aldığı yardımcısının hikâyesini konu almaktadır. Filmi izlerken bu dramatik duruma gülümseyerek bakıyoruz. Sınıfsal farklılıkları ve bu farklılıkların oluşturduğu ilgi alanlarını mizahi bir biçimde eleştiren Can Dostum, politikaya çok fazla girmeyen ancak dokundurmadan da geçemeyen bir komedi filmi.


En iyi filmler listenize girebilecek film. İzlediğinizde " vay be ne güzel filmdi" diyebileceğiniz filmlerden.

23 Aralık 2016 Cuma

LUCY

Beynimizin %100'ünü kullansak ne olurdu hiç düşündünüz mü? Düşünmüyorsanız bile şu andan itibaren düşünün. Aklınızın alamayacağı şeyler göreceksiniz bu filmde.


Filmin konusu şu şekildedir: Tayvan’ın başkenti Taipei’nin suça batmış yeraltı dünyası sokak çeteleri, mafya ve işbirlikçi polisler tarafından yönetilirken en aktif ticaret, uyuşturucu ağı üzerinden yürütülür. Eğlenmeyi seven, sıradan bir genç kadın olan Lucy, birkaç gece beraber takıldığı Richard yüzünden kendisini bir anda en azılı uyuşturucu şebekelerinin birinin içine düşmüş bulur.
Vücudunun içine kurye olması için yerleştirilen yeni bir tür sentetik uyuşturucu, beklenmedik bir şekilde Lucy‘nin vücuduna nüfuz edip kanına karışmaya başlayınca mucizevi bir durumla yüzleşir. Lucy’in damarlarında dolaşan kimyasallar, ona insanüstü yetenekler kazandırmıştır!
Artık akıl okumatelekinezi ve acıyı hissetmeme gibi güçlere sahip olan genç kadın beyinin tüm algı kapılarını sonuna kadar açacaktır.. Ünlü Fransız sinemacı Luc Besson‘un senaryosunu yazıp yönetmenliğini yaptığı filmin başrolünde Scarlett Johansson bulunuyor.
 
Fragman

22 Aralık 2016 Perşembe

AŞK VE GURUR (PRIDE AND PREJUDICE)


Başka başka versiyonları olmasına rağmen ben 2005 yapımı Keira Knighley ve Mathew Macfadyen' ın rol aldığı filmi ele alacağım. Kitabını okumadım direk filmini izlemeyi tercih ettim. O yüzden kitapta anlatılan karakterlerle filmde yansıtılanların ne derece benzediği hakkında yorum yapamayacağım. Aslında filmi izledikten sonra kitabını da okumaya karar verdim. Ne yazık ki bir türlü fırsat bulup okuyamadım. Filmde benim hoşuma giden son zamanlarda göremediğimiz ve unuttuğumuz masumiyet var bu filmde.



Filmde yaşantıları, sosyal statüleri, karakterleri birbirine tamamen zıt iki karakterlerin çatışması vardır. Elizabeth gururlu, gerçek aşkı arayan bir tavrı vardır. Darcy ise soğuk, ülkenin en zenginlerinden biri olan, karizmatik bir duruşu vardır. Elizabeth'in annesinin zengin koca bulması için yaptığı baskılara rağmen sevmediği biriyle evlenmeyeceğini söylerek baskılara direnen, orta halli bir ailenin kızıdır. 


Bir insanın kendisine bile itiraf edemediği bir aşkı bize bu kadar güzel yansıtabilmeleri olağanüstü bir başarı. Aşk ve Gurur filminden şunu anlıyoruz ki; tek bir öpüşme sahnesi olmadan da mükemmel bir aşk filmi de olabiliyormuş.

21 Aralık 2016 Çarşamba

GAME OF THRONES

Yazıya nasıl başlayacağımı düşünürken bile dizinin jenerik müziği kafamda durmadan tekrar ediyor🎶🎶🎶

Taht Oyunları (Game of Thrones),  Amerika’da HBO, Türkiye’de ise CNBC-e’de  yayınlanıyor ve  şu ana dek yapılmış en büyük dizi yatırımı ünvanına sahip. George R. R. Martin’in fantastik kitap serisi Buz ve Ateşin Şarkısı (A Song of Ice and Fire)’ndan uyarlanan dizi, adını serinin ilk kitabından alıyor.


Üzerinde yaşayan esrarengiz yaratıkları ve sabit süreleri olmayan mevsimleri ile bizim dünyamızdan oldukça farklı bir dünya olan Westeros’ta geçen dizideki ortam çeşitli bölgelerden oluşuyor ve bunların her birini ayrı bir hane (soylu aileler) yönetiyor.
Bu ailelerin başlarındaki lordlar, kendi aralarında müthiş bir güç savaşındalar; ama yine de Westeros hükümdarı olan seçilmiş Kral’a ve Demir Taht’ına sadıklar. İsterseniz hanedanların isimlerine şöyle bir göz atalım.


Dizi her şeyiyle mükemmel bence. Görüntü kalitesi, bizim dünyamızla alakası olmayan başka bir evren yaratmışlar sanki. Oyunculuklar harika onlara giydirilen kıyafetler, yapılan makyajlar... 

Bende geçen seneye kadar hiç izlememiştim. Aslında bu dizinin seveni de var sevmeyeni de. Çünkü, cinsel içerikli çok fazla sahne var. Sizi rahatsız etmeyeceğini düşünüyorsanız vakit kaybetmeden izleyen derim🎬💋💋

Bu arada dizinin jenerik müziğini dinleyebilirsiniz.
Diziye hemen başlamak isteyenler TIK

20 Aralık 2016 Salı

KIZ KARDEŞİMİN HİKAYESİ


2009 yılı ABD yapımı bir sinema film Jodi Picoult'un aynı adlı romanından uyarlanan, bir ailenin tüm üyelerinin, lösemi gibi ciddi bir hastalıkla mücadelelerini konu ediniyor. Ben izlerken ağlamaktan helak oldum size öyle söyleyeyim.

Bazı duygusal filmlerde yapmacıklık söz konusu ama ben bu filmi izlerken hiç öyle bir şey hissetmedim. Tabi ki bunda güçlü oyuncu kadrosununda etkisi büyük.

Kız Kardeşimin Hikayesi, kanser tedavisi gören genç bir kızı, kız kardeşinin (Abigail Breslin) gözünden anlatıyor. Genel de romantik komedi türünde filmlerde görmeye alışık olduğumuz Cameron Diaz oyunculuğunu güzel konuşturmuş.

Bu filmde eminim herkesin duygulanacağı bir sahne vardır. Ben ağladım yalan yok. Beni en çok duygulandıran sahne tedavi sırasında kanser hastası bir çocuk ile ilk randevusuna çıktığı sahne. Babasının gözleri dolarak kızına bakışı çok etkileyiciydi.

Herkes için zor geçen bu süreci daha iyi anlayabilmek izleyenler üzerinde bir farkındalık yaratacaktır.

19 Aralık 2016 Pazartesi

IN TIME (ZAMANA KARŞI)


Filmin başrolünde Justin Timberlake ve Amanda Seyfried yer almakta bilim kurgu, aksiyon türünde bir filmdir. Paranın yerini zamanın aldığı bir düşünün. Herkese başlangıçta 25 yıl veriliyor ama bu süre bitmeye yaklaşınca zaman alabilmek için çalışmak zorunda kalınıyor. Tıpkı hayatımıza devam edebilmemiz için paraya ihtiyacımız olduğu gibi. Filmde her şey zamandır.



25 yaşından sonra fiziksel yaşlanmanın olmadığı ve kollarında yazan saat kadar yaşayabiliyor herkes. Gettolarda yaşayan insanların kollarında en fazla bir günlük zaman bulunuyor. Zenginlerde ise bu zaman hiç bitmiyor ve sonsuza kadar yaşama şansları oluyor.


Şu an yaşadığımız dünya da paranın yarattığı dengesizlikleri zaman metaforu ile bize yansıtarak sorunların daha iyi farkına varmamızı sağlıyor. Filmde bazı kelimeler dikkat çekiyor;

Zaman Bankası: Günümüzdeki bankaların yerine zaman bankası kullanılmış. Zaman almak için faiz ödüyorsunuz.

Zaman Tutucu: Toplum polisi anlamına glmektedir. Filmde insanlar birbirlerine zaman aktarabildikleri için büyük zaman aktarımlarını denetlemekle görevlidir.

Ve buna benzer bir çok kelime yer almaktadır. Filmde biraz yeşilçam tadı var. Zengin kız fakir oğlan ya da zenginden alıp fakire verme gibi konular yer alıyor. Yine de kötü bir film diyemem.💋


18 Aralık 2016 Pazar

THE ORIGINALS

Yine bir vampir dizisiyle daha karşınızdayım😃. İtiraf ediyorum vampirlere karşı bir zaafım var. İzlemekten çok büyük zevk alıyorum. Bu diziyi de beğendiğim için sizinle paylaşmak istedim. Aslında The Originals The Vampire Diaries ile bağlantılı bir dizi. The Vampire Diaries' dan bahsettiğim yazımda hiç değinmedim. Çünkü daha geniş bir yer verip bu yazımda bahsetmek istedim.


The Originals; The CW tarafından 3 Ekim 2013' te yayınlanmaya başlayan, The Vampire Diaries dizisinin yan dizisidir. Mikaelson kardeşler Klaus (Joseph Morgan), Elijah (Daniel Gillies), Rebekah (Claire Holt) etrafında geçer. Kurtadam Hayley (Phoebe Tonkin) karakterinin Klaus'tan hamile olduğunu açıklamasıyla köken ailenin New Orleans'a 1919'dan sonra ilk defa şehre gelmeleriyle olaylar başlar. Şehrin asıl kurucularıdır ama zalim babalarından yıllarca hatta yüzyıllarca kaçtıkları için şehrin kontrolünü Klaus'un öğrencisi olan Marcel (Charles Michael Davis) ele alır. Klaus şehri geri alabilmek için Marcel'i yenmek zorundadır.


Vampir ailemizin kökleri taaa 10. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Ailenin Her üyesi tamamen birbirine zıt karakterlerdir. The Vampire Diaries' da 3. ve 4.sezonda köken ailemiz çok önemli bir yere sahip. The Originals' ı izlemeye başlamadan önce mutlaka TVD' yi izleyin daha iyi anlayacaksınız eminim. Dizide kullandıkları İngiliz aksanından bahsetmiyorum bile🙉


Ben yeterince spoiler verdiğimi düşünüyorum. Umarım siz de büyük bir zevkle izlersiniz💋

The Vampire Diaries hakkında ki yazıyı okumak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

VATANIM SENSİN

Bugün uzun bir aradan büyük bir zevkle izlediğim Türk dizisi olan Vatanım Sensin' den bahsedicem. Klişeleşmiş, saçma sapan aşk hikayelerinin dışında bambaşka bir dizi.


İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgalini anlatıyor. Halit Ergenç ve Bergüzar Korel dizinin başrollerin de yer alıyor. Konusuna gelecek olursak; Azize (Bergüzar Korel) üç çocuğu ve kayınvalidesiyle birlikte kocasının (Halit Ergenç) yokluğunda zorlu bir mücadeleye girer. Hiç beklemediği bir anda kocasının karşısına çıkmasıyla dizideki asıl olaylar başlamaktadır. 


Vatanım Sensin'in konusunun güzel olmasının yanında görüntü kalitesinin mükemmelliği, o döneme ait kullanılan kıyafetler, mimarisi her şey harikaaa. Çok ayrıntılı ve ince ince düşünüldüğü de gayet ortada. Dizi de Atatürk'ten bahsedilmesi bile insanın tüylerini diken diken ediyor.


Dram, savaş, aile, romantik... Yani bir çok türü barındırıyor Vatanım Sensin dizisi. Bence hala izlemediyseniz vakit kaybetmeden hemen başlayın derim..

17 Aralık 2016 Cumartesi

BEGIN AGAIN

Bugün bir arkadaşımın önerisiyle izlediğim Türkçe adı Yeniden Başlamak olan filmden bahsedicem. Aslında ilk önce bu filmde söylenen şarkıyı arkadaşım sayesinde dinledim. Sonrasında şarkıyı beğenince filmini izlemek istedim ve gerçekten çoook beğendim.😊


2013 yapımı olan "Begin Again" Keira Knighley, Mark Ruffolo, Hailee Steinfeld, Maroon 5 grubunun solisti Adam Levine gibi başarılı isimlerin yer aldığı film romantik - müzikal türünde bir filmdir. Filmin yönetmen koltuğunda John Carney var.


Filmin konusuna gelecek olursak, sevgilisiyle mutlu bir hayatı olan Gretta'nın (Keira Knighley) aldatıldığını öğrenmesiyle sevgilisinin (Adam Levine) onu terk etmesiyle filmimiz başlıyor. Ayrıldıktan sonra bile sevgilisine besteler yapan Gretta artık kendi için bir şeyler yapmak ister. Yakın arkadaşlarının ısrarıyla barda şarkı söylerken müzik yapımcısı Dan (Mark Ruffolo) ile yolları kesişir. Dan kariyerinde düşüşe geçmiş, kızına babalık yapamamış ve eşinden ayrılmıştır ama Gretta onun için bir şans olucaktır. Aslında ikiside birbirlerinin şansı olacaklar.


Konusu her ne kadar klişe gibi görünse de oyunculukların dozunda olması, görüntünün kaliteli olması ve ve vee filmde ki şarkıların bu kadar güzel olması beni mest eden asıl şey. Begin Again ailesinden, sevgilisinden ya da bir şekilde hayattan darbe alıp yıkıma uğrayan insanların hikayesini konu alıyor. "Güçlü ol, kendin ol, asla vazgeçme" mesajlarını gayet açık bir şekilde filmde alıyoruz.


Müzikal filmleri sevenler için bence ideal bir film Begin Again. İzleyenlere keyifli bir akşam geçirtebilecek bir film.

Filmi izlememe sebep olan şarkı ise Roses mutlaka dinleyiiiiin.

16 Aralık 2016 Cuma

THE NOTEBOOK

Bugünkü yazıma bir filmle devam etmek istedim. İçinde fazlasıyla aşk ve duygusallık bulunan bir film. Sıkıldığımda açıp açıp bıkmadan usanmadan hala izliyorum. Her izlediğimde de asla gözyaşlarımı tutamıyorum.😭😭

The Notebook(Not Defteri), Nicholas Sparks'ın aynı isimli romanından uyarlanan, Nick Cassavetes'in yönetmenliğini yaptığı, 2004 yılında çekilen romantik bir filmdir.💖 Filmin başrol oyuncuları Ryan Gosling, Rachel McAdams 1940'ların başında birbirine deliler gibi aşık olan çifti canlandırıyorlar.


Filmin konusuna gelecek olursak, yaşlılar için yapılmış bir bakımevinde yaşayan ve çevresindekiler tarafından Duke diye çağırılan ihtiyar adam sararmış defterinde yazılı olan bir aşk hikayesini okumaya başlar. 1940 yılında Güney Carolina'da yer alan Seabrook Adası'na Allie Hamilton isimli 17 yaşında bir genç kız gelir. Ailesiyle birlikte tatile gelen Allie burada yaşayan Noah isimli gençle yakınlaşmaya başlar. Aralarındaki sınıfsal ve ekonomik farklılıklar birbirlerine duydukları hisse engel olmaz ve beraber çok güzel bir yaz tatili geçirirler. Ancak onları 2.Dünya Savaşı'nın kızışmasıyla bir ayrılık beklemektedir.



Allie'yi aklından çıkaramayan Noah savaştan döner. Allie ise gönüllü olarak hemşirelik yaptığı askeri hastanede tanıştığı çocukla evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Film beklenmedik olaylarla şaşırtmaya devam ediyor.


Zengin kız fakir oğlan konusunu içinde barındırsa da bildiğimiz aşk filmlerinden farklı bir film. Tutku, heyecan, mutluluk, hüzün... Birçok duyguyu içinde barındırıyor. İzlemediyseniz hemen izleyin derim.💋

15 Aralık 2016 Perşembe

BLINDSPOT

Bugün yine çok sevdiğim dizilerden biri olan Blindspot dizisinden bahsedeceğim😊 Suç, gerilim, aksiyon türünde olan dizi NBC kanalında 21 Eylül 2015 tarihinde başladı. Blindspot Türkçe'ye Kör Nokta olarak çevrilmiştir. Henüz yeni olan bir dizi ama bence çok ses getirir diye düşünüyorum. Çünkü, konusu birçok diziden farklı. Şu anda dizinin 2.Sezon bölümleri yayınlanıyor.



Şimdi birazda konusundan bahsedelim. Jane Doe isimli kadının hafızasını kaybetmiş, tüm vücudu dövmelerle kaplanmış ve bir çantanın içinde New York Times Meydanı'nda bulunmasıyla dizi başlıyor. Sırtında kocaman harflerle yazılmış olan FBI ajanı Kurt Weller' ın adı yazmaktadır. Kurt Weller ise dizinin esas oğlanı diyebiliriz. Maceralar Jane'nin vücudundaki dövmelerden her birinin ayrı bir suçu ortaya çıkardığının anlaşılmasıyla başlar. Dövmeler bir yapboz parçası bir bilmece görevi görüyor. Daha sonra bu gizemli kadının nereden, nasıl bu hale geldiğini öğrenilmeye çalışılırken FBI ekibi dövmelerin sırrını yavaş yavaş çözmeye başlıyor. Zaman ilerledikçe Jane kendi hayatı hakkında ufak tefek şeyleri hatırlamaya başlıyor.




Dizi Oyuncuları


Jane Doe: Dizideki gizemli kadınımız. Amerika'da kimliği belirlenmeyen kadınlara Jane Doe deniliyor. Gerçek adını bilmediğimiz için Jane adı veriliyor. Jane Doe karakterini Jaimie Alexander canlandırıyor.


Kurt Weller: İşinde başarılı, yakışıklı, bir o kadar da ciddi FBI ajanıdır. Jane'in sırtındaki dövmede adının yazıyor olmasıyla kendini olaylar ortasında bulur. Jane'i bu süre içerisinde yalnız bırakmıyor ve en büyük destekçisi oluyor. Karakteri Sullivan Stapleton canlandırıyor.


Bethany Mayfair: FBI biriminin müdürüdür. Ekibine her konuda güvenen ancak kendisininde tehlikeli sırları olan Mayfair karakterini Marianna Jean-Baptiste canlandırıyor.


Edgar Reade: Ekibin bir diğer üyesidir. Jane hakkında şüpheleri vardır. Dövmeleri sıkı sıkıya takip etmelerinin tehlikeli olacağını düşünüyor. Ama yine de ekibine yardım etmekten çekinmiyor. Reade karakterini Rob Brown canlandırıyor.


Tasha Zapata: Ekibin diğer üyesidir. Ekiple uyumlu çalışıyor. Ancak onunda Reade gibi Jane hakkında şüpheleri var. Özel hayatındaki sorunları ekip arkadaşlarına yansıtmamaya çalışıyor. Reade ile yakın arkadaşlardır. Karakteri Audrey Esparza canlandırıyor.


Patterson: FBI'ın adli tıp biriminin başında yer alıyor. İşinde çok iyi olan ve Jane'in dövmelerini çözmek için çaba harcıyor. Aynı zamanda davalarda ekibine yardım ediyor. Karakteri Ashley Johnson canlandırıyor.


Doktor Bordon: İşini seven ve başarılı olan doktorumuz Jane'in bu sürece alışmasında yardımcı oluyor ve hafızasını yerine getirmek için birlikte çalışıyorlar. 2.Sezonda Dr. Bordon ile ilgili şaşırtacak bir gelişme yaşanıyor.😮 Karakteri Ukweli Roach canlandırıyor.

Umarım dizinin konusu birazda olsa ilginizi çekmiştir. Dizinin fragmanını izlemek isterseniz buradan izleyebilirisiniz.


14 Aralık 2016 Çarşamba

THE VAMPIRE DIARIES

Bir kasaba düşünün. O kasaba da vampirler, kurt adamlar, cadılar var ve ölüp ölüp dirilebilirsiniz. Çünkü burası Mystic Falls.

The Vampire Diaries (Vampir Günlükleri) L. J. Smith’ in yazdığı kitap serisinden, Julie Plec tarafından uyarlanan televizyon dizisidir. Dizinin ilk bölümü 10 Eylül 2009 da The CW kanalında yayınlanmıştır.

Ailesini kısa süre önce kaybeden Elena ve kardeşi  Jeremy hayatlarını bir şekilde devam ettirmektedirler. İki vampir kardeş olan Stefan Salvator ve Ian Salvator’ un kasabaya gelmesiyle olaylar gelişmeye başlar. Sadece Elena ve kardeşinin değil, kasabadaki tüm insanların hayatları tehlike altında olacaktır.

Esas işlenen konu Elena Gilbert (Nina Dobrev) ve karanlık geçmişlere sahip olan Stefan (Paul Wesley), Damon (Ian Somerhalder) arasında yaşanacak aşk üçgenidir.



Elena Gilbert: 17 yaşında bir genç kızı canlandıran Nina Dobrev, Stefan’ın kasabaya gelmesiyle hayatı değişir. Stefan’a olan duygularına karşı koymaya çalışsa da her zaman onu etrafında görecektir. Elena'nın hain görsel ikizi Katharine'yi de canlandırmaktadır. 3.sezonda vampir olmuştur.

Stefan Salvator: Paul Wesley ise 17 yaşlarında gibi görünsede 200 yaşında olan  iyi kalpli, sevecen, yakışıklı vampir rolündedir. Elena’ya zarar gelebileceğini düşündüğü için ondan uzak durmaya çalışır ama nafile.

Damon Salvator: Ian Somerhalder’ ın canlandırdığı karakter, susuzluğunu insan kanıyla dindiren, güçlü, karizmatik vampiri canlandırmaktadır. Damon vampir olamyı seviyor. Yakışıklı olduğunun farkında ve bunu kullanarak her istediğine sahip olabiliyor. Tabi ki en fazla Elena Gilbert’ı istiyor. Ayrıca benim dizide en sevdiğim karakter her ne kadar acımasız gibi görünsede ilerleyen bölümlerde ne kadar duygusal bir yanı olduğu da ortaya çıkıyor.💕

Jeremy Gilbert: Elena’nın evlatlık kardeşidir ancak ilerleyen bölümlerde kuzen oldukları ortaya çıkıyor.

Bonnie Bennett: Elenanın en yakın arkadaşı ve iyi kalpli cadıdır.

Caroline Forbes: Kasaba şerifinin kızıdır. Elena’nın arkadaşıdır 2.sezonda vampir olmuştur.



The Vampire Diaries’ın  8.Sezon bölümleri hala devam ediyor. Bu sezona kadar neler oldu neler... Sadece anlatmak yetmez. Dizinin her sezonunda bir olay, aksiyon söz konusu. Bu diziyi izlemeye başlayınca Twilight serisinin yapmacık olduğunun farkına vardım. TVD’ de yaşanan olaylar daha gerçekçi geldi bana.


Bu tür konuları seviyorsanız mutlaka izleyin derim.